Akademisyenlerin defosu dünyayı da koca bir amfi zannetmeleridir. Sağa sola
işaret parmağını sallayıp etrafı kendi kafalarındaki “ideal”e uydurmaya çalışırlar.
Dışımızdaki dünyayı sınava çekmeye çalışırız hep.
Gazetedeki ilk yazılarım da öyleydi.
Zamanla, özellikle haberturk.com’daki yazma serüvenimde fark ettim ki
sınava çeken değil, sınava çekilen benim.
Bu farkındalık beni okurlarıma, okurlarımı bana yaklaştırdı. Yumuşadık.
Hoşlandık.
Kimi “siyasetin iletişimini yaz” dedi, kimi “hayatın iletişimini yaz siyasetin
iletişimini boA ver.”
Hayatın “bir tercihte bulunma hali” olduğuna inanmaktan vazgeçtim. Hayat
bir seçme halinden çok “ortaya karışık” olma haliymiş meğer. Ben de öyleyim. Siz de öylesiniz. Hep ortaya karışık tercihlerde bulunmuyor musunuz siz de, tek seçeneğe eliniz mahkûm değilse?
(Haberturk.com 02.03.2009)