Hem dilde hem yürekte hem de zihinde özel bir tat bırakan bu kitabı okumadıysanız bu eksiği hemen kapatmanızı öneririm. “Düz şiir” olarak adlandırılabilecek bölümlerden en sevdiğim “Köpek ve Şişe”dir. Dikkatinizi çekmek istedim. Keyifle okuyacağınızı biliyorum…
Baudelaire’ın “Paris Sıkıntısı”nı Adam Yayıncılık çok güzel özetliyor: Çağdaş şiirinin en büyük öncülerinden biri olan Charles Baudelaire (1821-1867), yalnızca bir ozan değildi, çağının ilerisinde bir düşünür, bir sanat eleştirmeniydi de. Bu arada, kişiliğinin iki yönünü birleştirmek istercesine, “dizemsiz ve uyaksız bir ezgisel düzyazı”nın olanaklarını araştırdı: Paris Sıkıntısı'nı yazdı. Büyük ozan, “düş şiiri” diye adlandırabileceğimiz elli parçadan oluşan bu yapıtta, hem düşlediği yazınsal biçime yüzde yüz ulaşıyor hem de içinde yaşadığı toplumun ve büyük kentin derin ozan duyarlığında yarattığı titreşimleri benzersiz bir ustalıkla yansıtıyor.
Baudelaire'in 1862'de tamamladığı bu yapıt, ancak ölümünden iki yıl sonra, 1869'da kitap olarak yayımlandı. Ama, o gün bugün, Fransız şiirinin köşe taşlarından biri olan Les Fleurs du mal'le birlikte anılır.