Öyle pek özenen biri değilim. Ne birine, ne de bir şeye özendiğimi anımsıyorum. Sonradan sarışınlara özenmişliğimi saymazsak tabii…
Geçen gün olmayan oldu. Bir ülkeye, Brezilya’ya özendim.
“Brezilya da nereden çıktı?” diyeceksiniz…
Hani bizim Başbakan AKP grubunda ağladı ya… İki gözü iki çeşme diyeceğim, diyemiyorum. Gözyaşını gören yok.
Bir ses efektinden “Başbakan ağladı” diye kocaman başlıklar attık.
Tuhaftır, ağlayana omzunu uzatmaya hevesli ülkemde uzanan omuz görmedik.
“Brezilya’yla ne ilgisi var, ağlayan bizimki?” diyeceksiniz…
Var.
Şöyle ki…
Brezilya Devlet Başkanı bir televizyon programında icraatlarını anlatırken ağlamaya başlamasın mı?
Hem öyle bizimki gibi ses efektiyle falan değil, hıçkıra hıçkıra.
Özenmem onlarınki daha içten ağlıyor diye değil, meraklanmayın.
Koskoca Brezilya Devlet Başkanı hüngür hüngür ağlarken, karşısındaki kadın gazeteci “Sayın Başkan neden ağlıyorsunuz?” diye sormasın mı?
İşte o an… Özenti içimi tırmalamaya başladı. Sonra da bir sızı…
Bizde Başbakan ağlarken bir gazeteci çıkıp da “Neden ağlıyorsunuz?” diye soracak öyle mi?
O an işsiz kaldığının resmidir… Gazeteci yalnızca kovulsa yine iyi, tüm medyanın kapıları yüzüne duvar oluverir…
Şimdi söyleyin, Brezilya’ya ben özenmeyeyim de kimler özensin?
AKLIMDA KALAN
Gözlükte mantığı tersine çeviren adam: Bizim “şöhretimsi”ler, bir albüm yapıp, bir sahne görmüş, bir dizide ucundan görünmüş olanlar kocaman güneş gözlükleriyle dolaşırlar ya. Güya tanınmamak için gözlüğün arkasına saklanırlar. Gözlük tam tersine “ben buradayım, buraya bak” işlevi görür onlar için. Ayna grubunun solisti Erhan Güleryüz, gözlüğünü hiç çıkarmaz biliyorsunuz. Diyor ki “Seyirciyle göz kontağını gerektirecek bir müzik yapmıyoruz biz, şarkılarımız yeterli. Ben şöhreti bir hastalık olarak görüyorum ve şöhretli bir hasta olmak istemiyorum. Sokakta özgür olmak istiyorum, gözlüğü çıkarınca da sokakta özgür dolaşıyorum.” İşte size tanınmamak için gözlük takanların tam tersine, tanınmamak için gözlük çıkaran bir adam.